Kayseri’de Bir Balkonun Kenarında Başlayan Hikâye
Merhabalar! Centaurajans olarak “Balkonlar tapuya dahil midir” konusunda aklınızdaki soruları yanıtlamak için buradayız.
Kayseri’de 25 yaşında biri olarak yaşamak bana hep aynı şeyi hissettirdi: şehir büyük ama insanın içi daralabiliyor. Günlüklerimi karıştırırsanız en çok “beklemek” kelimesini görürsünüz. Bir şeylerin olmasını beklemek, bir yerden çıkıp başka bir yere varmak, biraz da kendime varmak…
O gün de sıradan bir gündü aslında. Sabah işe yetişmek için erkenden kalkmıştım, kahvemi aceleyle içmiş, montumu kapının yanında unutup geri dönmüştüm. Ama asıl hikâye akşamüstü başladı. Çünkü o gün ilk kez “kendi evim” olabilecek bir yerin kapısından içeri girmiştim.
Bir Evin İçine İlk Adım: Umutla Karışık Bir Tedirginlik
Emlakçıyla birlikte apartmana girdiğimde içimde garip bir heyecan vardı. Sanki sadece bir daire değil, bütün geleceğim o kapının arkasındaydı. Merdivenlerden çıkarken duvarlardaki rutubet izlerine bakıyordum ama umursamıyordum. O an için her şey güzeldi çünkü “yaşanabilir bir hayat” fikri bile yeterince büyüleyiciydi.
Kapı açıldığında karşıma küçük bir salon çıktı. Pencereden Kayseri’nin gri ama bir o kadar da tanıdık manzarası görünüyordu. İçimde bir şey kıpırdadı. “Belki burası olur,” dedim kendi kendime. Ama asıl mesele o anda başlamamıştı bile.
Çünkü salonun hemen yanındaki kapı açıldığında küçük bir balkon çıktı karşıma. İşte o an durdum.
Balkon…
Küçük, dar, demir korkulukları biraz eski ama bir şekilde “ben buradayım” diyen bir alan. Ayaklarım istemsizce oraya yöneldi. Sanki ev değil de bir hatıra bulmuş gibiydim.
“Balkonlar tapuya dahil midir?” sorusu tam o anda aklıma düştü
O an emlakçı bir şeyler anlatıyordu ama ben duymuyordum. Çünkü zihnimde tek bir cümle yankılanıyordu:
“Balkonlar tapuya dahil midir?”
Bunu yüksek sesle söylemedim. Ama içimden defalarca tekrar ettim. Çünkü o balkon sadece bir beton çıkıntı gibi değildi. Orası benim için sabah kahvesi, akşam sessizliği, belki de yalnızlığımın en dürüst haliydi.
Emlakçı fark etti mi bilmiyorum ama ben o sorunun içinde kaybolmuştum. Balkonun gerçekten “benim olup olmayacağı” fikri bile garip bir şekilde duygusallaştırmıştı beni. Sanki sadece bir mülk değil, bir yaşam hissi satın alıyordum.
Balkonda İlk Sessizlik: Kendimle Yüzleşme
Bir adım attım. Balkonun soğuk demirine dokundum. Kayseri’nin rüzgârı yüzüme vurdu. O an bir şey hissettim: özgürlük değil, daha çok bir kabulleniş.
Kendi kendime şunu söyledim:
“Demek ki insan büyüyünce böyle şeyleri düşünüyor. Balkon tapuda yazıyor mu, yazmıyor mu…”
Gülmek istedim ama gülmedim. Çünkü mesele gerçekten komikti ama aynı zamanda iç burkucuydu.
Hayatım boyunca balkonları hep romantik bir şey sanmıştım. Filmlerde insanlar orada sigara içer, düşünür, aşık olurdu. Ama şimdi karşısında durduğum şey bir romantizm değil, bir hukuk sorusuydu. Belki de büyümek tam olarak buydu: duyguların yerini maddelerin alması.
Tapu Meselesi ve İçimdeki Çatışma
Emlakçı sonunda yanıma geldiğinde dayanamadım ve sordum:
“Balkonlar tapuya dahil midir?”
Bir an durdu. Klasik bir bakış attı. Ezber bir cevap verdi:
“Genelde kullanım alanına girer ama brüt m² içinde hesaplanır.”
Cümle tamamlandı ama benim içimde hiçbir şey tamamlanmadı.
Çünkü ben “genelde” kelimesinden nefret ederim. Hayatımda hiçbir “genelde” bana kesinlik vermedi. Ben kesinlik istiyordum. Balkonun bana ait olup olmadığını bilmek istiyordum. Çünkü o küçük alan, benim için düşündüğümden çok daha büyüktü.
O an fark ettim ki aslında mesele balkon değildi. Mesele, hayatta neyin gerçekten bana ait olduğunu anlayamamamdı.
Bir Genç Yetişkinin Sessiz Kırılmaları
Kayseri’ye ilk geldiğim yılları düşündüm. O zamanlar her şey daha basitti. Ev kiralamak, eşyaları yerleştirmek, faturaları ödemek… Hepsi bir oyun gibi gelirdi.
Ama şimdi her şeyin altında başka bir anlam arıyorum. Bir kapı kolu bile bana “bu hayat sana uygun mu?” diye soruyor gibi.
Balkonun köşesine oturdum. Bir süre sessiz kaldım. Şehrin sesi aşağıdan yukarıya yükseliyordu. İnsanlar yaşıyordu, ben düşünüyordum.
Ve düşündükçe içimdeki boşluk büyüyordu.
Günlüklerime Yazdığım O Akşam
Sizin İçin Seçtik: Aylin adı ne ?
O gece eve döndüğümde defterimi açtım. Uzun zamandır yazmıyordum ama o gün yazmak zorundaydım.
Şöyle yazdım:
“Bugün bir balkon gördüm. Küçüktü ama içime sığmadı. Emlakçıya ‘balkonlar tapuya dahil midir’ diye sordum. Cevap aldım ama tatmin olmadım. Belki de ben cevap aramıyordum. Belki sadece bir yere ait olma hissini arıyordum.”
Yazarken elim titremedi ama içim titredi.
Çünkü fark ettim ki ben aslında bir ev değil, bir “yerleşme hissi” arıyorum. Ama o his tapuya yazılmıyor.
Balkonun Sembolik Yükü
Sonraki günlerde o daireyi tekrar düşündüm. Balkon gözümün önüne hep aynı şekilde geliyordu: yarı aydınlık, yarı gölgeli.
Kendi kendime şunu sordum:
“İnsan neden bir balkonu bu kadar önemser?”
Cevabı basit değildi.
Balkon, iç ile dış arasındaki sınırdı. Ne tamamen evin içindesin, ne de tamamen dışarıdasın. Belki de benim hayatım da öyleydi.
Ne tam olarak yerleşmiş hissediyorum, ne de tamamen dağınık. Arada bir yerdeyim.
Ve bu arada kalmışlık en çok gece saatlerinde ağırlaşıyor.
Kayseri Geceleri ve İç Sesim
Kayseri geceleri soğuk olur. Rüzgâr apartman aralarından geçerken sanki geçmişi de sürükler.
O gece balkonu düşündüm. Eğer o evi alsaydım, o balkonda ne yapardım?
Belki sabahları çay içerdim. Belki hiçbir şey yapmazdım. Sadece dururdum.
Ama en çok düşündüğüm şey şuydu:
O balkon gerçekten benim olur muydu?
Yoksa sadece tapuda bir satır mı olurdu?
Karar Anı ve İçimdeki Sessiz Kabul
Evi almadım.
Bunu dramatik bir karar gibi anlatmak isterdim ama aslında öyle olmadı. Sadece içimde bir şey “henüz değil” dedi.
Bazen insanın en doğru kararı “beklemek” olur.
Emlakçıya teşekkür edip çıktığımda, balkon geride kaldı. Ama soru benimle geldi:
“Balkonlar tapuya dahil midir?”
Ve belki de daha önemlisi:
“Bir insanın hayatında gerçekten ne tapuya dahil edilir?”
Sonra Anladığım Şey
Zaman geçtikçe şunu fark ettim. Balkon sadece bir yapı parçası değildi. Balkon, benim içimdeki boşluğun dışarıya açılan kapısıydı.
Ve o sorunun cevabı teknik olabilir:
Evet, hayır, metrekare hesabı, brüt, net…
Ama benim için cevabı farklıydı.
Balkon, bana ait hissettiğim anların sembolüydü.
Ve belki de insanın asıl tapusu, hissettiklerinden ibaretti.
Son Düşünce: Bir Balkonun Öğrettiği Şey
Bugün hâlâ Kayseri’de yaşıyorum. Hâlâ kiradayım. Hâlâ bazen ev bakıyorum.
Ama artık bir balkon gördüğümde sadece beton bir çıkıntı görmüyorum.
Bir ihtimal görüyorum.
Bir sessizlik.
Bir “belki”.
Ve en önemlisi, kendime sorduğum o eski soruyu artık daha yumuşak soruyorum:
“Balkonlar tapuya dahil midir?”
Belki evet. Belki hayır.
Ama kesin olan bir şey var: Bazı yerler tapuya değil, insana dahil olur.
Umarız “Balkonlar tapuya dahil midir” ile ilgili aklınızdaki sorulara yanıt bulabildik. Centaurajans ekibinden sevgilerle!